İneklerin Su İhtiyacı ve İçme Suyu Kalitesi (Haziran 2013)

İneklerin yaşamı için, sağlıklı ve verimli olmaları için suyun önemi bilinen bir gerçektir.  Süt içen veya buzağı maması tüketen buzağıların bile mutlaka, ayrıca,  suya ihtiyacı vardır.  Doğurmamış düvelerin günde en az 25 litre, kurudaki ineklerin en az 40 litre,  besiye ayrılmış danaların en az günde 45 litre içme suyuna ihtiyaçları olur.  Sağmal ineklerin verimlerine göre 70-155 litre arasında su içmeleri gerekir.

Su ihtiyacı çok değişkendir ve çeşitli etmenlere bağlıdır.  Yaş, ağırlık, kaba yemin nem oranı, yem formülasyonu, çevre sıcaklığı, süt verimi, suyun sertlik derecesi, tuzluluğu, asiditesi tüketimi etkiler.

Suyun Ph derecesi işkembe ortamı için önem taşır.  Ph derecesi 6-8 arasındaki sular inekler tarafından kolayca tüketilirken, 6,5 tan aşağı ve 8,5 tan yukarı Ph derecesindeki sular zorunluluk karşısında tüketilirler.  Böyle durumlar iştahsızlık, sindirim bozuklukları gibi problemler yaratır. 

Sığırcılık işletmelerinin kuruluşunda içme suyu ihtiyacı en üst sınırdan hesap edilmeli, hayvanların kolayca temiz içme suyuna, istedikleri her an, ulaşabilmeleri sağlanmalıdır.

Sığırcılık işletmelerinin kuruluşu safhasında mutlaka "su analizi" yaptırılmasını, işletme esnasında da periyodik olarak suların tahlilini öneriyoruz.  Çoğunlukla ihmal edilen bu tahliller ancak, başa bir dert gelince akla geliyor.  O zaman işletme zarar görmüş olduğundan, geriye dönülmez kayıplar ortaya çıkıyor.  Bu yönden bakıldığında "su analizi" yaptırmak bir koruyucu hekimlik hizmetidir.

Sığırcılık işletmelerinde su kalitesi ve kaliteyi bozan etmenler deyince nitrat, nitrit, kurşun, diğer ağır metaller, böcek ilaçları, sülfatlar, aşırı demir yüklenmesi, yosunlar ile birlikte E.coli, dışkı kaynaklı streptokok bulaşmaları akla gelebilir.  Bunlar hayvanlara, dolayısıyla işletmeye zarar verdikleri gibi,  hayvansal ürünlerle insanlara da  zarar verebilirler. 

Su tahlili yönündeki önerilerimize kulak verilmesi, ihmallerden kaçınılması şarttır.  Hayvanlarda gelişme bozuklukları, büyüme gerilikleri, teşhisinde zorlanılan problemler, yavru atmalar ve ishaller, özellikle buzağı ishalleri suya bağlı olarak ortaya çıkabilir.  Suyun yukarıda söylediklerimizle kirlenmiş olması sonucunda üreme problemleri, kemik, eklem, diş ve deride bozukluklar, iştahsızlık, canlı ağırlık kaybı, süt azalması, bağışıklık sisteminde sorunlar meydana gelebilir.  Bağışıklık sistemi bozulan veya çöken hayvanlar ise başka hastalıklara kolayca yakalanabilir. 

İyi bir başlangıç, iyi bir sürü yönetimi için,  su kalitesinin önemi göz ardı edilmemelidir.